Yazı

Altın ibriğin Ankara’ya dönüşü

Kabartma bezemeli, ince kulplu ve ağzı kırık altın ibrik, koyu renkli bir destek üzerinde, kömür grisi fon önünde yandan gelen sıcak bir ışıkla aydınlanıyor.

Metal sanatçısı Adi Toch, Gilbert Koleksiyonu’ndaki Hatti altın ibriğiyle ilk kez 2015 yılında karşılaştı. Onu önce altının rengi ve ışığı yansıtan kabartma bezemeler etkiledi. Eseri eline aldığında ise görünüşünden beklemediği bir ağırlıkla karşılaştı: kenarları kâğıt kadar ince görünen kap, elde son derece ağırdı. Toch’un anlattığı bu deneyim, uzak geçmişten gelen bir nesneyi bize yaklaştırıyor. Gözün narin bulduğu bir biçimin elde böylesine güçlü bir ağırlık duygusu yaratmasını hayal etmek, esere duyulan merakı artırıyor. The Goldsmiths’ Company

İbriğin hikâyesine bu karşılaşmadan bakınca işçilik, koleksiyon tutkusu ve ait olduğu yere dönüş aynı çerçevede buluşuyor. Yakın geçmişi araştırıldıkça eser hakkında bilinenler değişirken, güzelliği ilgi uyandırmayı sürdürdü. Toch ise daha sonra bu değişimi kendi sanatıyla yorumlayacaktı. Böylece eski bir kabın hikâyesi, başka bir eserin biçiminde devam etme imkânı buldu.

Altının aldığı biçim

Victoria ve Albert Müzesi (V&A), ibriği yaklaşık MÖ 2500–2000 yıllarına tarihlendiriyor ve Anadolu’da çalışmış bir Hatti altın ustasına atfediyor. Adı bilinmeyen ustası, eseri altın levhadan biçimlendirmiş ve yüzeyini kabartma desenlerle bezemiş. Düz bir levhanın böyle dolgun bir hacme dönüşmüş olması, kısa bir müze açıklamasının içinde bile insanın durup düşünmesine yetiyor. Ortaya çıkan biçim, malzemenin geçirdiği dönüşümü ve onu işleyen elin becerisini bir arada düşündürüyor. V&A

İbriğin şişkin gövdesi dar bir boyunla birleşiyor; ince bir kulp bu biçime eşlik ediyor. Yuvarlak tabanı nedeniyle kap, destek olmadan dik duramıyor. Toch, geniş gövdeden dar boyna geçişteki ustalığa dikkat çekiyor ve bu eski eserde günümüz metal sanatçılarının da kullandığı tekniklerle bir bağ kuruyor. The Goldsmiths’ Company’nin verdiği bileşim ise yüzde 90 altın, yüzde 9 gümüş ve yüzde 1 bakır. Bu oranlar, dikkat çekici siluetine malzemesi hakkında somut bir bilgi daha ekliyor. The Goldsmiths’ Company

Takılara ve küçük değerli eşyalara ilgi duyan okur için burada tanıdık bir bakma zevki var. Kenarın çizgisi, kulpun inceliği, gövdeyle boynun oranı ayrı ayrı dikkat çekiyor. Toch’un anlatısı bunlara ağırlık hissini de katıyor. Küçük bir kabın zihnimizde kapladığı yer, ayrıntıları üzerinde durdukça genişliyor; ilk anda altının rengiyle başlayan ilgi, biçimin bütününe yayılıyor.

Koleksiyonda özel bir yer

Arthur Gilbert, ibriği 1989 yılında Los Angeles’ta satın aldı. V&A’nın anlatımına göre altının parlaklığı ve eserin işçiliği onu büyülemişti. Toch’un deneyimini okuduktan sonra bu hayranlığı anlamak kolaylaşıyor. Anadolu’daki eski bir ustanın eseri, binlerce yıl sonra kendisine dikkatle bakan bir başka kişiyle buluşmuştu. Gilbert’ın koleksiyonculuğunda ağırlık, Britanya ve Avrupa dekoratif sanatlarındaydı; bu satın alma, koleksiyonuna alışılmışın dışında bir eser kattı. Anadolu Ajansı, V&A

İbrik, Gilbert Koleksiyonu’nun tek antik eseriydi. Koleksiyon 2009 yılında V&A’ya uzun süreliğine ödünç verildi; ibrik ise müzenin Gilbert galerisinde hiç sergilenmedi. The Art Newspaper, bunun başlangıçta kökenine ilişkin kaygılardan kaynaklanmadığını, eserin koleksiyondaki Avrupa dekoratif sanatlarından farklı oluşuyla ilgili olduğunu belirtiyor. Bu ayrıntı, dönüş hikâyesini doğru yere oturtuyor: koleksiyondan ayrılan eser, galeri ziyaretçilerinin alışık olduğu bir sergilemenin parçası değildi. The Art Newspaper

Geçmişin açtığı yol

Gilbert Trust, 2018 yılında eserlerin sahiplik geçmişini araştırmak üzere Jacques Schuhmacher’i küratör olarak görevlendirdi. Schuhmacher, ertesi yıl ibriği incelemeye başladı. Bu tür araştırmalar, bir eserin kimlerin elinden geçtiğini ve hangi koleksiyonlarda bulunduğunu anlamaya çalışır. İbriği Gilbert’a satan kişinin yasa dışı eski eser ticaretiyle bağlantısı ortaya çıkınca, kabın yakın geçmişi daha kapsamlı bir incelemeyi gerektirdi. Güzelliğiyle ilgi uyandıran eserin sahiplik hikâyesinde açıklığa kavuşturulması gereken bir sorun vardı. The Art Newspaper

Koleksiyonu yöneten Gilbert Trust, araştırmasını Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileriyle paylaştı. Bakanlık uzmanları, ibriğin kaçak kazıyla çıkarıldığını ve yasa dışı yollarla ülke dışına götürüldüğünü belirledi; Gilbert da eserin kökeni konusunda yanıltılmıştı. Ekim 2021’de Gilbert Trust, ibriği Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne bağışladı. Burada aynı döneme ait nesnelerle birlikte sergilenmeye başladı. Böylece tarihsel ve kültürel ilişkilerinin daha iyi anlaşılabileceği bir bağlama kavuştu. V&A

Değerli eşyalara ilgi duyan biri için hikâyenin bu bölümü, sahip olmanın anlamına başka bir boyut katıyor. Hayranlık bir yüzeyin parıltısıyla ya da bir kıvrımla başlayabilir. Ardından eserin nerelerden geçtiği ve bulunduğu yere nasıl ulaştığı önem kazanır. İbriğin yolculuğu, bu soruların cevaplarının bir nesneyle kurduğumuz ilişkiyi ne kadar değiştirebileceğini gösteriyor.

Açık bir formda devam eden hikâye

İbriğin dönüşü, yeni bir sanat siparişine de vesile oldu. Adi Toch, 2021 tarihli Place to Place eserinde altın bir huni tasarladı. Malzemesi için eski ibriğin alaşımı yeniden oluşturuldu. Krem beyazı, yarı saydam kalsedondan oyulmuş destek, huniyi içi görülebilecek biçimde taşıyor. Parlatılmış iç yüzey ise ziyaretçinin kendi yansımasıyla karşılaşmasına imkân veriyor. V&A Blog

Toch’un düşüncesini yönlendiren ayrıntılardan biri, ibriğin kırık akıtma ağzıydı. Sanatçı bunu yönünü kaybetmenin bir metaforu olarak yorumladı. Huni, içinden geçene yol verip yön kazandıran bir biçim sundu. Genellikle başka bir kaba eşlik etmesi, tek başına görüldüğünde bir eksikliği de hissettiriyordu. Toch, formun açıklığını cömertlikle ilişkilendirerek ibriğin dönüş hikâyesine koleksiyon içinde görünür bir ifade kazandırdı. V&A Blog

Altının çekiciliğiyle başlayan hikâyenin burada düşünmeye değer bir devamı var. Bu değerli huni, bir şeyi başkasına aktarma hareketinin de değer taşıyabileceğini düşündürüyor. Eski ibrik ile Toch’un eseri, malzemeye ve biçime uzun uzun bakma isteğini canlı tutarken, güzel bir nesneyi anlamlı kılan geçmişe de yer açıyor.