Yazı

Gordion’un Bronz Fibulaları: Bir Kralın Yanı Başında

Yeşil ve kahverengi patinalı, yuvarlak çıkıntılarla bezeli bronz fibula, sıcak yan ışık altında koyu bir yüzeyde katlanmış açık renk kumaşın yanında duruyor.

Ölmüş bir kralın başucuna yakın duran masanın üzerindeki kumaş kesede 145 bronz giysi iğnesi bulunuyordu. Tabutun içindeki kumaş kalıntıları arasında ise 37 tane daha vardı. Fibula adı verilen bu parçalar, Rodney Young’ın 1957’de Gordion’daki MM Tümülüsü’nde yaptığı kazıyla kayda geçti. Bronz, kumaş ve bedenin hemen yanındaki bir yer: kraliyet mezarının içinde insanı böylesine yakından düşündüren ayrıntılar bunlar. Aradan geçen yüzyıllara rağmen kişisel eşyaların yakınlığı hissediliyor. Penn Müzesi: Tumulus MM

Takıya ilgi duyan biri için bu buluntuların çekiciliği, bir giysi tutturucusunun ne kadar güçlü bir görsel etki yaratabileceğinde saklı. Kullanım amacıyla bezeme arasındaki ilişki, her parçayı uzun uzun seyretmeye değer kılıyor. Bir kıvrımın ya da küçük bir çıkıntının bütün içindeki yeri, daha hikâyeyi bilmeden dikkati üzerine çekebiliyor.

Adı tanıdık, sahibi belirsiz bir mezar

Antik Frigya’nın başkenti Gordion, Türkiye’de Ankara’nın güneybatısındaki bugünkü Yassıhöyük’te bulunuyor. Surlarla çevrili iç kalede seçkinlerin evleri ve yönetim yapıları, depolar ve atölyelerle bir aradaydı. Böylece fibulaların çevresindeki dünya mezar odasının dışına doğru genişliyor: üretimin, depolamanın ve yönetimin aynı surlar içinde yer aldığı bir kent beliriyor. Bu küçük nesnelerin arkasında, farklı işlevleri yan yana barındıran bir başkent var. Penn Müzesi: Gordion Arkeoloji Projesi

MM harfleri, İngilizce Midas Mound, yani “Midas Tümülüsü” adından geliyor. Ancak ahşap mezar odası yaklaşık MÖ 740’a tarihlenirken Midas’ın adı Asur kayıtlarında MÖ 709’da da geçiyor. Bu tarihler daha önceki bir hükümdarı, belki Midas’ın babasını düşündürüyor. Mezardaki buluntuların hiçbiri ölen kralın kimliğini belirtmiyor. Dolayısıyla tümülüsün tanıdık adı, merkezindeki kişinin kim olduğunu kesinleştirmiyor; baba ile oğul arasında kurulan bağ olasılık olarak kalıyor. Tumulus MM

Küçük bir heykel gibi

Ayrı bir müze örneği, bu takıların ölçeğini kavramayı kolaylaştırıyor. Cleveland Sanat Müzesi’ndeki 1999.87.1 envanter numaralı bronz, kavisli fibula MÖ 725–675’e tarihleniyor ve 6 × 7,5 santimetre ölçülerinde. Müze, koleksiyondaki iki fibulanın birbirine eş bir çift oluşturmuş olabileceğini belirtiyor. Bu boyutlarda bir giysi iğnesini küçük bir heykel gibi düşünmek mümkün. Tek başına silueti bile dikkati üzerinde tutacak kadar belirgin bir varlık kazanıyor. Cleveland Sanat Müzesi: Arched Fibulae

Özellikle özenli bazı Frig fibulalarında iki iğneyi örten, çıkarılabilir bir levha bulunuyor. Bu levhalar çıkıntılarla, kazıma çizgilerle veya metalde açılmış boşluklarla bezenmiş. Arkeolog Maya Vassileva’nın çalışmasına göre, bu yapının bilinen örneklerinin çoğu MM Tümülüsü’nden geliyor. Yüzeydeki yükseltiler, ince çizgiler ve açıklıklar göze farklı ritimler sunuyor. Kavisli gövdeyle onu tamamlayan bezemeli levha, aynı nesne üzerinde ayrı ayrı incelenebilecek alanlar oluşturuyor. Maya Vassileva: Phrygian Bronzes in the Greek World

Buradaki görsel haz, genel biçimle ayrıntıların birbirini nasıl tamamladığında yatıyor. Yay biçimindeki gövde ana hareketi belirlerken bezeme bu hareketi bölümlere ayırıyor, zenginleştiriyor. İşçiliğe duyulan hayranlık da bitmiş nesnenin oranlarından doğabiliyor. Her parçanın bütün içindeki yerini görmek, onu ortaya çıkaran emeği düşünmek için yeterince güçlü bir başlangıç.

Kumaş kesenin düşündürdükleri

Fibulaların bulunduğu yerler kraliyet mezarlarıyla sınırlı değil. Gordion’un kent höyüğündeki yerleşim tabakalarında da Frig örnekleri ele geçmiş. Vassileva bunları yüksek statüyü yansıtan giysi süsleri olarak değerlendiriyor ve soylular arasındaki armağan alışverişinde yer almış olabileceklerini öne sürüyor. Hem yerleşimde hem mezarlarda bulunmaları, bu nesnelerin daha geniş bir toplumsal çevreye ait olduğunu gösteriyor. Yine de her birinin kimlerin elinden geçtiği, bu dağılımdan tek başına anlaşılamıyor. Maya Vassileva

Penn Müzesi yazısının yazarları, bu kralın yanına neden bu kadar çok fibula bırakıldığına ilişkin bir ihtimal üzerinde duruyor: cenazeye katılanlar kendi giysilerindeki fibulaları çıkarıp ölen krala veda armağanı olarak bırakmış olabilirler. İğneler daha sonra mezara taşınmak üzere kumaş keseye toplanmış olabilir. Yazarların sunduğu bu açıklama bir varsayım. Kazı, eşyaların sayısını ve konumunu ortaya koyuyor; onları oraya bırakan kişilerin niyetini kesin olarak açıklamıyor. Tumulus MM

Bu ihtimal, keseye duygusal bir derinlik katıyor. İnsan, bir eşyaya sahip olmakla onu bir başkasına bırakmak arasındaki bağı düşünüyor. Olası armağan sahiplerinin adlarını bilmiyoruz; buna karşılık nesnelerin kendisi somut biçimde karşımızda. Çevrelerinde kurulmuş olabilecek ilişkiler ise anlatının açık kalan tarafını oluşturuyor.

Frigya’nın ötesine uzanan biçim

Bir kraliyet tasviri, gösterişli bir fibulayı giysinin üzerinde görmemizi sağlıyor. İvriz’deki kaya kabartmasında Tabal Kralı Warpalawa, yay biçimindeki gövdesi çıkıntılarla bezeli, çift iğneli bir Frig fibulası taşıyor. Vassileva bu görüntüyü nesnenin yüksek statüsüyle ilişkilendiriyor ve fibulanın diplomatik bir armağan olabileceğini düşünüyor. Böylece biçim, bir hükümdarın görünüşü içindeki yerini de kazanıyor. Maya Vassileva

Frig tipi fibulalar Efes, Milet, Samos ve Sakız’daki Yunan kutsal alanlarında da adak olarak bulunmuş. Frig kemerlerinin ve fibulalarının adanması MÖ yedinci yüzyılda en yoğun dönemine ulaşmış, altıncı yüzyılda da sürmüş. Yunan ustalar, kimi zaman ithal örneklerden ayırt edilmesi güç taklitler üretmişler. Smyrna/Bayraklı ve Milet’te bulunan taş döküm kalıpları da bu biçimlerin yerel üretimine ilişkin kanıt sunuyor. Nesnelerin benzerliği, her birinin aynı yerden geldiği anlamına gelmiyor. Maya Vassileva

Bugünün takı meraklısı için ilgi, bir kaviste ya da çıkıntıların düzenli tekrarında başlayabilir. Gordion bu bakışa kumaşın, kralın tabutunun ve orada bir araya gelmiş onca süs eşyasının yakınlığını ekliyor. Küçük bir giysi iğnesi önce biçimiyle gözü oyalıyor, sonra da ardındaki ilişkileri düşündürüyor. Metalin bugüne ulaşması, taşıdığı hikâyenin bütünüyle açılması demek değil; belki de ona tekrar tekrar bakma isteği tam burada doğuyor.